15 Haziran 2012 Cuma

Pardon, bakar mısınız? Siz, evet. Acaba, sakıncası yoksa sizi sevebilir miyim? Uzun zamandır tatmıyorum bu duyguyu. Sevmek istiyorum sizi. Çıkarsız... Hem belki siz de beni seversiniz belli mi olur? Hayatın bu kadar boş ve saçma oluşuna farklı anlamlar yükleriz belki. Beraber güler, ağlarız. Hoş olmaz mı? İnsan mutluluğunda da mutsuzluğunda da bir omuz arıyor yanında. Mutluluk dediğime bakmayın öyle bir şey olduğuna pek inanmıyorum aslında. Ve size bir sır vereyim mi bayım? Hani huzur, huzur deyip duruyoruz ya işte o hissizliğin en üst seviyesi. Şş! Duymasın ama kimse. Kimse uyanmasın uykusundan... Kimse benim gibi gerçekleri fark edip de berbat bir hale gelmesin. Belki siz de benim kadar berbat haldesinizdir. Eğer öyleyse yaralarımızı beraber sarabilir miyiz? Evet bayım, sevmek istiyorum sizi. Müsadeniz var mı buna? Daha önce kimseyle paylaşmadığım şarkılarımı sizinle dinlemek istiyorum. Sizinle hissizliğin en üst seviyesini yaşamak istiyorum. Eğer kabul ederseniz sizi terk etmem bayım. Bu konuda endişeniz olmasın. "Beni ne kadar tanıyorsunuz?" diyebilirsiniz, sizi anlarım. Şuan karşımda olduğunuz kadar tanıyorum sizi... Az tanıyorum... Hakan Günday'ı bilir misiniz? Aynı isimde bir romanı var. Orada diyor ki;

"... Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az, dediğin küçücük bir kelime. Sadece "A" ve "Z". Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi..."


Çok güzel değil mi? Okurken kaybolmuştum bu cümlelerde. Belki şimdi de aramızdaki her şeyi aşıp kavuşmuşuzdur birbirimize... Ne dersiniz bayım? Müsaitseniz sizi sevebilir miyim? Canınızı yakmamak için elimden geleni yapacağım, yaralarınızı saracağım. Yüzümde maskeleri sizin yanınızdayken çıkaracağım. Siz de yapar mısınız aynısını? Yaparsanız beni çok memnun edersiniz. Beni memnun etmek zor değildir bayım. "Hoşça kal" demeyin yeter. Eğer sıkılıp da giderseniz bana "hoşça kal" demeyin. Her şeyin bitişini ifade eder o kelime benim için. Hem bunu demeden giderseniz geleceğiniz ümidiyle oyalanırım bir süre. Ümitler olmadan hayat daha da boş oluyor. En azından hayatımı sürdürebilmem için boş birkaç ümidim olur. Hem belki dayanamaz geri gelirsiniz bayım. Düşüncesi bile iyi benim için. En başta da dediğim gibi bir çıkarım yok sizden yana. Her şeyini kaybetmiş bir insanın ne gibi bir çıkarı olabilir ki zaten? Hayır, hayır kaçırmayın gözlerinizi benden. Söylediklerimde ne kadar içten olduğumu anlamam için gözlerime bakmanız yeterli. Eee bayım? Siz bir şey söylemediniz hiç. Müsait misiniz, sevebilir miyim sizi? Kabul ediyorsanız parmaklarınız parmaklarıma değsin. Hayata birlikte boş anlamlar yükleyebilir miyiz? Hadi tutun elimi...

3 yorum:

  1. İREMCİĞİM LÜTFEN BÖYLE ACIKLI VE ROMANTİKLİ YAZMA ARTIK.KOMİKLİ YAZ BİRAZ BLOGDA KENDİMİ İNTİHAR EDECEM SONUNDA.ANNENLERE SLMLAR CANIM ÖPT BYE.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ASDSDFGFGJKLLKLŞ MİZACIM BÖYLE, TVAYTIRDA KOMİKLİ OLMAYA ÇALIŞIYORUM. ARO. AS. :(

      Sil